Çevirimdışı

>> 29 01 2009


Önceki gün ailem geldi ve dün hep birlikte yaptığım çikolatalı beyaz pasta ile eşimin doğumgününü kutladık. Bu sıralar sınavlar için fazlaca ders çalışmam gerektiğinden fazla yazı yazamıyorum ve yorumlarınıza cevap veremiyorum. Yorumları kapalı tutmamın sebebi cevap veremeyecek olmam. Bu nedenle affınızı rica ediyorum...Üstelik ailemle birlikte vakit geçirirken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum mutluluktan. Seviyorum kalabalık olmayı, uzun çay sohbetlerini. Birkaç gün daha bunun keyfini çıkarabileceğim için mutluyum.

Fotoğraf: Jacob Halaska

Read more...

Nice Yıllara Sevgilim...

>> 28 01 2009

Sevgilim,

Nice yıllara, mutlu ve uzun bir ömürü birlikte paylaşma dileğimle...Sağlıkla, huzurla, kızımızla, hayal ettiğimiz yerlerde elele...Seni seviyorum...Hem de çok...İyi ki doğdun, iyi ki varsın, iyi ki benimlesin...

Read more...

Bahar Hazırlıkları

>> 26 01 2009

Geçen yaz balkon bahçeme domates ve sivri biber ekmiştim. Domates tohumunun kalitesiz çıkması sonucu hüsrana uğramıştık ve koca saksıdan sadece 1 adet domates çıkmıştı. Ama benim için önemli olan bir sebzenin-meyvenin nasıl yetiştiğini keşfetmekti. Biberlerim ise harikaydı. Ekim ayına kadar yedik. Mis kokulu, yemyeşil ve çıtır çıtırdı. Site içinde yaşayan birinin balkonunda böyle şeylerle uğraşması çok rahatlatıcı ve doğa özlemini az da olsa gidermesine yarıyor. Bu yıl ne ekeceğimi düşünüyordum bu sabah. Baharat da ekleyeyim, biraz mevsim çiçeklerinden, yine biber ve bir meyve deneyeyim diye düşünürken içimdeki ses birden bağırdı;

-Hey! Hande hanım galiba önümüzdeki 7-8 ay boyunca sadece 1 hafta tatil yapabileceğini, okuldan okula koşturacağını, 2 yaş sendromunu tüm verimliliğiyle yaşayan bir kızın olduğunu ve başını kaşıyacak vaktinin olmadığını unutuyorsun galiba! Bir de bu bitkileri yetiştirmeye zamanın kalmayacak! Bakamayacaksın ve öldükleri için üzüleceksin. Sen bu sene bu işten vazgeç...Saksıların içi boş kalsın.

-Hiç değilse balkonumu rengarenk süsleyecek mevsim çiçeklerinden olsun. Pek fazla bakım gerektirmeyen. :(

-Sanmıyorum! Ona bile zaman bulamayacaksın. Yaz tatilin bile sadece 1 hafta olacak. Bu yaz sevdiğin hiç birşeyi yapamayacaksın!

-Olsun! Ben hayatımdan çok memnunum! Çatla sen! Hiç birşey yapamazsam saksıda çiçek alır büyütürüm. (çünkü benim tohumdan veya soğandan bitki yetiştirme takıntım var. En zor yolu seçiyorum. Kendime kastım mı var ne?)

Neyse bu sene balkonum güzel olsun yine de. Ben de gidip bir fidanlıktan güzel süs çiçekleri alıp bakarım. Ya da çilek v.s Akşamları yorgun olarak eve geldiğimde balkonda o keyfi yaşamasam olmaz değil mi ama? Alt tarafı yazdan yaza bir keyif yani...

Küçük çapalarım, saksılarım, eldivenlerim, makasım beni beklemesinler bu yaz...Gerçekten sebze-meyve yetiştirmek çok zahmetli ve yoğun ilgi gerektiriyor. O yüzden bu seneki balkon bahçe projemi sadece su vermekle yetinebileceğim süs çiçekleriyle geçiştirmek zorundayım :(

Fotoğraf:
James Carrier

Read more...

Güneşli....

>> 23 01 2009

Kocaman bir tebessüm yeter mutlu olmaya...Bazen sevdiğin bir kitabın sayfasına sığmıştır herşey...Güneşli uzun günler gibi bir ömür dilersin...Pırıl pırıl...Bahçende yetiştirdiğin domateslerle konuşursun kimi zaman, kimi zaman da ekmek kırıntıları peşindeki güvercinlerle...Zaman diye bir kavramın olmadığını kendine sürekli hatırlatırsan, acele yaşayıp "es geçme" tehlikesini atlatmış olursun...Aslında hayat olgunlaştıkça lezzetlenen tüm meyveler gibi...Yol katettikçe azalır omuzlardaki yükler...Buradan sonra keşif zamanıdır ve işte içimizdeki çocuğu tam da burada ortaya çıkarmak gerekir....Dünya yaşınız ne olursa olsun keşfetme duygusu yaşam heyecanınızın alevidir...Ve iyi ki öyledir. (Yaşlanıp da genç görünenlerin sırrı budur benden söylemesi)

Pöti kareli sofra örtüleri serersin hayalini kurduğun yerdeki hayali sofralara...Dudağının ucundan sarkan gülücükler kelebek olur çoğalır tüm evrene...Aslında her pozitif duygu yerini bulur evrende. Bunu siz de biliyorsunuz...Size de olmaz mı durduk yerde hüznünüzün geçtiği, birden keyiflendiğiniz anlar...Bundandır işte...O enerji gelir sizi bulur...Ve çoğunlukla gerçekten hak edeni bulur. Bazı insanlar her ne kadar kabul etmese de evrenin de kendi yasaları, kuralları vardır. Ve düşünce en nihayetinde bir enerjidir etrafa yayılan...

Fotoğraf

Read more...

Zor/Kolay

>> 21 01 2009

Sevgi herşeyin ilacı. Yaraları saran, ruhu arındıran hafif ama becerikli bir el gibi...Ne zaman bu kadar uzak düştük sevgi ve saygıdan...Ne oldu bizim sevgi dolu insanımıza? Ne oldu da bunların yerine para, hırs, etiketler geçti? Neden herkes birbirini yargılıyor?

Biliyor musunuz yargılamak kolay olanı...Zor olan ise karşımızdaki insana daha derin gözlerle bakabilmekte...İnsanların tercihlerine, özel hayatlarına fazlaca burnumuzu sokar olduk. Bize ne! Herkes sadece kendiyle uğraşsa daha iyi bir yer olmaz mı dünya?

Önemli olan yaşarken ne katabildiğimiz dünyaya.Bir iz bırakabilmek arkada...Yavan bir hayat yaşamaktansa kendini aşmak, tanımak...

Hayat felsefemin insanlarla ilgili olan kısmı şu; eğer bir insan benim veya başkasının kişilik haklarına, yaşamsal haklarına, özgürlüklerine saldırıda bulunmuyorsa onu yargılamam. Tercihlerine, inanışlarına, dillerine, dinlerine saygıda kusur etmem. İnsanları oldukları gibi kabul edebilmekle, vurdum duymaz olmak arasındaki ince çizgiyi iyi bilirim. Yargılamayla eleştiri arasındaki farkı da...

Bu dünyanın sevgiye ihtiyacı var...İnsanların yoga, meditasyon, felsefe gibi değişik arayışlara girmesi gözle görülür biçimde artıyor. Ama insan kendi iç huzurunu sağlayamıyorsa, önce kendi içinde barışı yaşatamıyorsa tüm bu arayışlar boşuna...Bu yüzden eğer bu şartlar henüz olgunlaşmamışsa yoga kursları, meditasyonlar, tütsüler, kişisel gelişim çalışmaları sadece yüzeysel birer görüntüden ibaret...

Sevgi...Herşeyin ilacı...Yaşamımızın en büyük ve tek anlamı...Herşey sevginin varlığında birleşir, yaşar ve onun olmadığı yerde parçalara ayrılır, yok olur...Sevgiyle yaklaşın birbirinize...Göreceksiniz hem kaşınızdaki insanda hem de kendinizdeki değişiklikleri...

Ve...Hırsın olmadığı yerde barınabilir ancak sevgi...Mutluluğun sadelikte, içimizde, maddeden uzakta olduğunu anladığımızda...Sadece gerektiği kadar almayı öğrendiğimizde...Vermenin almaktan daha erdemli bir davranış olduğunu keşfettiğimizde...Karşılıksız...

Fotoğraf:http://www.allposters.com/-sp/Orange-Lilies-in-White-Pail-Posters_i3185926_.htm

Read more...

Muzurca Fikirler

>> 20 01 2009


Bu akşam için supangle yaptım. Dün yaptığım kakaolu kekten ince dilimler kesip her bir kasenin altına yerleştirip üzerine supangle döktüm. Onun üzerine de fındık.Immmh! Kış günlerini sevmiyorum işte bu yüzden. Beden soğuktan korunmak için ihtiyaç duyduğu kaloriyi böyle talep ediyor. Ya hamuru fazla yiyeceklere ya tatlıya, çikolataya ya da çereze dadanıyor insan. Sözüm ona ben bütün kekleri, kurabiyeleri Derin için yapıyorum :) Hadi canım kimi kandırıyorsun sende! Neyse spor yapıyorum içim rahat şimdilik :)

Read more...

Cıvıltı


Bu sabah her yer güneş içinde...Kuşlar cıvıl cıvıl...Hava baharı anımsatıyor...Sıcak bile denebilir bu mevsim için. İçimde çoktan bahar açtı benim...Dün gidip kaydımı yaptırdım okula...Şimdi Şubat' ın 28 ini bekliyorum başlaması için. Bunlar benim gidişime az kala sevinçleri, hissedebiliyorum...Bu okul bitince hayalini kurduğum yerlere göç edeceğim...Tıpkı kuşlar gibi...Ama tek yöne biletle :) Yine de hayat ne gösterir bilinmez tabi. Hayal kurarken biraz temkinli olmakta fayda var :)

Read more...

Rahat...

>> 16 01 2009

Endişeler gitti, yerini heyecana bıraktı. Mülakata girdiğim eğitmen şef;

-Bu okul sizi üniversite hatta lise yıllarınıza geri götürecek demişti...Ama tanımadığı için beni bilmiyordu tabi o heyecanımın hiç kaybolmadığını.
Şimdi okula yeni başlayacak tüm çocuklar gibi bende de tatlı bir heyecan ve büyük bir merak var. Karar verebilmenin rahatlığı ise harika...

***

Derin uzun cümleler kurmaya başladı. Bazıları önce kulağa sadece "ıgıl mıgıl" benzeri seslermiş gibi gelsede sonradan içinden kelimeleri seçebiliyorsun. Çok eğleniyoruz. Dün evraklarımı hazırlamak amacıyla sokaklarda, hastanede, fotoğrafçıda rahatça koşturabilmek için Derin' i babaannesine bıraktım. Babaannesinin bir kedisi olduğu için Derin tüm gün onun peşinde koşturuyor. Tabi bütün gün öğlen uykusu uyumadı muzurluktan. En sonunda akşam eve gelince saat 6 da halının üzerinde sızmış.






Read more...

Yeni Pencere

>> 15 01 2009


Yaşamımda yeni bir pencere açılıyor. Ve sizlere, bu pencereyi açabilmem için verdiğiniz destek için teşekkür ederek başlamak istiyorum söze. Desteğiniz, sevgi dolu yakınlığınız için binlerce kez teşekkürler...Biraz sonra okul kaydı için gerekli olan sağlık raporları, fotoğraf ve çeşitli belgeleri hazırlamak için dışarı çıkıyorum. Güzel olacak biliyorum. Kaydımı Cumartesi-Pazar 09:00-18:00 grubuna yaptırıyorum. Dolayısıyla hafta içi hem okulun ödevleri için hem de İngilizce sınavlarına çalışmak için yeterli zamanım olacak. Her sabah işe gider gibi 6 da kalkmak suretiyle hepsine yetişebileceğimi umuyorum. Ev ve çocuk da dahil...

Bir anlık cesaretsizlik ya da hazırlıksız yakalanmışlık yüzünden vazgeçmeyeceğim hayallerimden. Bu benim yazılarımdan cesaret ve güç bulduğunu söyleyen, beni destekleyen, hayallerini gerçekleştirmek için fırsatı olmayan insanlara da haksızlık ve ayıp olur değil mi?

30 yaşındayken alışmış olduğum hayat tarzını tamamen değiştirip yabancısı olduğum bu yola girerken eşime, aileme ve sizlere çok teşekkür ediyorum. Böylece sanıyorum bu site sayesinde hayallerini gerçekleştiren birinin yaşadıklarına adım adım tanıklık edeceksiniz...

Hepimizin hayallerinin gerçek olması dileğiyle...

Read more...

Tanrım! Lütfen Biraz Cesaret..

>> 13 01 2009

Bu site açıldığı ilk günden beri bir maviye yolculuk düşü taşıyor. Ben düş kurmanın ve ümit etmenin büyüsüne çok inanıyorum biliyorsunuz. Hayalleriniz için gerekli cesaret de varsa ilmek ilmek örüyor kader ağlarını. Hayalimin Bodrum' da kendime ait bir butik cafe açmak olduğunu artık herkes biliyor.

Açacağım yerde misafirlerime harika pastalar, tatlılar, tartlar, çikolatalar, tuzlu çörekler, çay, kahve, değişik ekmekler, el yapımı çikolatalar ve daha bir sürü şey sunmak istiyorum. Ama bu, işle ilgili bilgi edinmeden olacak bir şey değil. Ben yapılacak her türlü işin eğitimini almaktan yanayım biliyorsunuz. Şartlar elverdiği sürece tabi.

İstediğim eğitim 11.000 lira değerindeydi ve bunu karşılayacak paramız yoktu. Üstelik gitmek istediğim yer dünya özel aşçılık okulları arasında üst sıralarda, hem dünya çapında City& Guilds diploması veriyor hem de M.E.B diploması. Eğitim 9 ay sürüyor. Bunun yaklaşık 6 ayı pratik ve teorik eğitim kalan 3 ayı da okulun yerleştireceği 5 yıldızlı oteller, turistik tesisler veya İstanbul' un en hatırı sayılır restaurantlarında zorunlu staj. Mezuniyetten sonra iş garantisini saymıyorum bile. Çünkü kurumun amacı tamamen profesyonel aşçı ve pastacı yetiştirmek.

Şimdi iyi haber;

Bu okulun eğitmen şefiyle gerçekleştirilen mülakatlarına girdim ve kazandım.
Artık bu okulun masraflarını karşılayacak paramız var. (Bu da ayrı bir mucize ya neyse)
En güzeli ise eşimin sonsuz desteği var.

Kötü haber;

Cesaretim yok. Kızıma vakit ayıramamaktan korkuyorum. Oysa buradan diploma alırsam yurt içi ve yurt dışında istediğim heryerde çalışabilirim, kendi atölyemi, butik pastanemi, açabilirim. Türkiye' de bu mesleği icra eden sadece 11 profesyonel butik pasta atölyesi var. Ve bu standartlarda tek bir okul. Hayallerime bu kadar yakınken cesaretimin kırılmasına inanamıyorum. Tek derdim hem İngilizce hem Derin hem de okulu başarıyla idare edebileceğimden emin olamamak. Ama bunu yapmalıyım.Başarmalıyım. Bugün şu linkte okuduğum başarılı kadın gibi olmalıyım. Çünkü benim hayalim bu. Hayalini kurduğum sahil kasabasında yaşayabilmek ve çalışabilmek için en güzel imkan. Büyük otellerin ileride peşimden koşturmasını saymıyorum bile. Türkiye de pastacılık daha çok bakir. Profesyonel okul eğitimi almış çok az sayıda insan var. Gideceğim okul bu dalda senede sadece 60 kişi kadar mezun ediyor. Tüm sektör, elemanlarını buradan temin ediyor.

Ben ne yapıyorum dersleri, sınavları çok ağır diye cesaret edemiyorum. Sadece 8 -9 ay sürecek sıkıntılara katlanmaktan korkuyorum. Tanrım lütfen! Sakın pes etmeme izin verme. Kayıtlar yakında bitecek ve ben hala kayıt yaptıramıyorum düşünmekten. Neyi bekliyorum. Güzel bir gelecek için seçme sırası ve tüm şartlar ilk defa benden yanayken neyi bekliyorum?????????

Read more...

Bugünlerde

>> 12 01 2009


Bugünlerde dersler, sınavlar ve yeni eğitim alanlarına yönelik çalışmalarla çok meşgulüm. Haftasonu çok çok gezdik. Avrupa yakası, Anadolu yakası, dostlar, akrabalar, gece 1 gibi saatlerde eve dönmeler, yıldönümü kutlamaları derken zaman akıp geçti. Yedik- içtik, gezdik, Derin' de coştu tabi... Bu kadar eğlendim ya acısı çıktı illa ki...Tabi suç eğlencede değil, hala Derin' i bebek sanıp kucağına alan bendenizde. 2 gündür feci şekilde bel ağrısı çekiyorum. Hatta dün abartıp akşam yemeğine misafir ağırladım o halde. O yüzden bugün çok daha şiddetli. Ben de tembel bir kedi gibi mırıl mırıl uzanıyorum koltukta. Bugün yemek yapmayacağım. Derin ve kendimle ilgileneceğim sadece. Kahvaltı en güzel yemektir değil mi? :)) Şimdilik bu kadar, çarşamba günkü sınavıma hazırlanmam gerekli...

Read more...

Şikayet

>> 08 01 2009

Dünya çıldırmış, değer yargıları sonlanmış olsa da, siz yine de içinizdeki huzuru saklayın...Gökyüzü hala mavi ve hayat herşeye rağmen güzel...Şikayet etmeyi bırakıp elinizdekiler için minnettar olun hayata...Çocuklarınız yaşadığı için, sıcak bir eviniz olduğu için, bombaların altında olmadığınız için mesela...Sizin şikayetleriniz ve memnuniyetsizlikleriniz tüm bunların yanında çok basit, çok acınası...

Read more...

Seni Seviyorum!

>> 07 01 2009

Baba-Kız Keyfi-2008 Temmuz/Büyükada

Bugün evliliğimizin 4.yılına giriyoruz...Ama kendimi hiç evli gibi hissetmiyorum. Söz verdiğimiz gibi hala iki sevgiliyiz...Aramıza katılan güzel meleğimizle devam ediyoruz yolumuza. Seninle yaşamak ve yaşlanmak çok keyifli...Kendimi, hayallerimi yaşamam için verdiğin sonsuz destek için defalarca teşekkür ediyorum sana milyonların önünde...Yıldönümümüz kutlu olsun...Nice yıllara...Seni seviyorum...

Read more...

Çocuklar Ölürken...

>> 06 01 2009

Tüm dünya canlı bir katliamı izliyor. Kalp ağrıları çekiyorum haberleri izlerken...En çok çocuklar için...Terörist yapılan çocuklar ve öldürülen çocuklar...İnsanlık bir çocuğu çıkarları için kirletip, öldürecek boyuta geldi...İçimden gelmiyor birkaç gündür yazmak...Hep aklımda, gözümünönünde çocuklar, buna seyirci kalanlar...İnsanlık ciddi bir değişim geçiriyor...Kendi sonunu hazırlarcasına...Ve belki de dünya ne zaman böyle çıldırsa kendi kendini yeniden başlatıyor. Yüzyıllar önce tüm dünya buzula dönüşerek içindeki yaşamı yok ederek yeniden hayat buldu. Belki o zaman da insanlar yollarını bu derece şaşırmıştı...Kimbilir...Söylenecek hiçbir söz yeterli kalmıyor...Maddeye bu kadar değer verilip insan hayatının hiçe sayılmasını almıyor beynim. Çocuklaırmıza barışı nasıl öğreteceğiz tüm bunlar olurken...Ve onlar bize çocukların neden öldüğünü sorup, televizyon sayesinde buna tanık olurken...O bilinçaltlarını nasıl kurtaracağız zedelenmekten?

Read more...

Öfke

>> 02 01 2009


İyilik yaptıkça değerin azalıyor anladım. İyilik yaptıkça sen azalıyorsun. Karşılığında yediğin kazıklar haricinde bir değer biçilmiyor yaptığın iyiliğe...İnsanlar kaba, insanlar bencil, insanlar yoksun...Bugün bir kez daha anladım ki herkes çok kolay sırt çevirebiliyor...Kolayca harcayabiliyor...Çıkarlar için...Kimseye iyilik yapmadan uzaktan seyretmek gerekiyor demek. Zaten güvenmiyorum uzun zamandır. Hayal kırıklığına uğramamak için en iyi yöntem bu benim için. Ama bu bile yetmiyor bazen... Tahammül edemiyorum vurdumduymaz insanlara, kayıtsız kalanlara, iyiliği lütufmuş gibi yapanlara ve iyilik yapanlara burun kıvıranlara...Çok kızgınım bu yazıyı yazarken. Gözlerim doluyor hiddetimden. Öfkeleniyorum çünkü insanım ben. Hatta daha ileri gidip sinirden ağlıyorum. Bir de kıskançlar var hiç tahammül edemediğim. İltifat almama, taklit edilmeme dayanamayan, saçtığım yaşam ışığını ölesiye kıskanan...Böyleleri kadar karanlık olmayacağım...Ben aydınlık olmayı seçtim...Ve hayat bana bunun karşılığını fazlasıyla veriyor....

Read more...

Kaçamak...

>> 01 01 2009


Böyle bir yerde olmak isterdim şu an...Nefis dağ ve göl manzarası eşliğinde bir dağ evinde güzel bir kış günü geçirmek, kitap-kahve-şömine-müzik keyfi yapmak fena olmazdı...Sabah kahvaltısından sonra göl kenarı yürüyüşü, dönüşte öğlen yemeği için patatesli omlet...Yanına taze sıkılmış portakal suyu...Hayal etmesi bile hoş :)

Read more...