Ait(siz)lik Duygusu...
>> 22 09 2008
Yaşamda mutlu olmak için kendimi bir yere, bir gruba veya bir insana ait hissetmeye ihtiyacım olmadı hiç. 30 yıldır kendimi ne bir şehre, ne bir insana, ne de bir duruma ait hissetmedim. Bazıları için öyle olsa da bu benim için bir ihtiyaç değil aksine beni rahatsız eden bir durum. Yüreğimin taşımaya yetmediği bir özgürlük tutkusu oldu buna sebep. Farklı deneyimler yaşama isteği, hayata farklı bir açıdan bakma isteği de etkendi. Ruh baştan beri böyle olunca ait hissedememe durumu kendimi bildim bileli vardı. Tüm tecrübelerimden öğrendim ki ait hissetmek bir çeşit zaaf...Ve insanı çok da ileriye götürmeyen birşey. Bir insanı sevmek için ona ait hissetmek gerekmediğini, bir şehri sevmek için de aynı duygunun çok da fuzuli olmadığını kavradım. Aslında bunu ben değil genlerim kavramıştı ki küçüklüğümden beri böyle hissetmiştim.
Anlayamadım hiç bir zaman aitlik duygusundan saplantılı şekilde bahseden insanları. Sonuçta kendiyle barışık, evreni anlamaya çalışan, tüm etiket, statü, toplumsal yaptırım ya da uyarlamaların üzerinde yaşayan/yaşamaya çalışan bir insan için bu duygunun prangalardan bir farkı yoktu...
Aslına bakacak olursak sırf içindeki boşlukları nasıl dolduracağını bilemedikleri için insanlar bir aitlik arayışı içinde. Kendiyle mutlu olabilen biri buna ihtiyaç duymaz. Aslında ruhunu kısıtlayacak, algılarını zayıflatacak ve dünya görüşünü sınırlayacak bu türden duyguları pek istemez kendine yeten insanlar...Şimdilerde pek bir moda bu aitlik duygusu...Yaşamak için illa bir şeye mi tabi olmak gerekli? Hani nerede kaldı o zaman cesaret, kendin olabilme, başkaları için değil kendin için yaşayabilme, hayallerini gerçekleştirme??? Tanıdığım bir çok mutsuz insan kendini koşulsuz ve mutlak surette ait hissetme duygusuyla sarılıp sarmalamış insanlar...Ait olduklarını düşündükleri ortamdan ya da insandan koparılınca depresyona girenler, duygusal travmalar ve ağır doz mutsuzluk yaşayan insanlar çok var etrafımda...
Aitlik duygusu bana göre sevgiye koşul koymak demektir. Saf sevgiden de uzaktır. "Bak seni severim ama sana ait hissedersem" gibi bir koşul...
Tüm bu yazdıklarım aitlik duygusunu küçümsediğim anlamına gelmiyor. Sadece insanı yaralayan, ileriye taşımayan bir duygu olduğunu ve böyle hissetmeden daha mutlu ve sağlıklı bireyler olunacağını savunuyorum.
Fotoğraf:Stephane De Bourgies
9 yorum:
yaşasın tek değil mişim :))
Ben bu şehre aitim. Hani sırf ait olmamak adına çıkıp başka bir şehirde yaşamaya çalışsam... Yapamam! Bu şehrin karmaşasına, sakinliğine, denizine, rüzgarına; bir el uzanımı kadar yakın ya da uzak durabileceğim hayata aitim ben. İnsan aitlik duygusu ile de çoğalır. Yeter ki onu bir çıkmaz sokak gibi görmeyin. Yani bence. ;)
Tülay
[Beenmaya]; ben de :))
[Parpali]; yazımda çıkmaz bir sokak olarak gördüğümden bahsetmedim. İnsanlar sırf bu aitlik duygusunun aşırı bağlayıcılığı yüzünden yeni yerler, yeni insanlar, yeni bilgiler keşfedemiyor. Çoğalmak için aitlik duygusuna değil saf sevgiye ihtiyaç var bence. Benim de bir eşim ve kızım var ama onlara aitlik duygusuyla bakmıyorum mesela. Saf duru bir sevgiyle bakıyorum.Teşekkürler yorumun için...
Yazını okuyunca Can Yücel'in maillerde dolaşan bir şiiri geldi aklıma..
"Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
“O olmazsa yaşayamam” demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü." diye başlayan.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin…
"Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, ya da pembeye." diye devam eden...
Her zaman yapabiliyor muyum, bilmiyorum. İnsanım zaaflarım var :)
Not: Bu satırları yazarken, mailime maviyeyolculuk blogunuza yorum yazdı mesajı geldi :)
[Vili ciğim] kalp kalbe karşıymış...Demek aynı anda birbirimize yazıyormuşuz :)Can Yücel o kadar harika anlatmış ki düşündüklerimi...Daha fazla söze gerek kalmamış. Paylaştığın için çok teşekkürler...Sevgiler...
Hiç bir yere ait olmadım bu yaşıma kadar, ait hissedecek kadar uzun sürede kalmadım. Kaplumbağa gibi evim sırtımda geziyorum desem yeridir. Hiç bu ihtiyacı da hissetmedim. Ama son zamanlarda bir dursam dinlensem demiyor değilim. Belki de bu aidiyet hissi ruhlardaki yorgunluktan çıkıyor ortaya, sığınılacak liman gibi... Kimisi bir şehre bağlıyor kendini, kimisi bir başka bireye, daha global düşünüp dünyaya, evrene yada dinlere bağlayanlar var bir de... Herkes birşeylere tutunmanın derdinde sanki yer kalmayacakmış gibi:)
[Nily]; sanırım sebepleri kişiden kişiye değişiyordur.Ben ait olmadan mutlu olanlardanım.Eğer aitlik hissetmek isteseydim de sanırım bu yorulmuş olmaktan kaynaklanmazdı.Konu uzun yazmakla, anlatmkala bitmiyor :) Sevgiler...
Ellerinize sağlık
Yazınızı okudum bir "Hey" demeden geri butonuna tıklamak istemedim.
Aitlik hakkındaki düçüncelerinize tamamen katılıyorum ancak...
"Ben buraya ait değilsem nereye ...im "
Dediğimizde ... yerine hangi kelimeyi koyarız.
İnsanlar ait olmamaya bile ait olabilirler mi?
[Bir Hayat Dolusu]; gerçekten aitlik duygusu olmayanlar bu soruyu kendilerine sormazlar zaten...Sevgiler...
Yorum Gönder