21.11.2008

Pastoral Vadi

Bugün internette dolaşırken bir siteye rastladım. Son günlerde dinlenmeye, şehirden uzaklaşmaya ve doğayla başbaşa kalmaya o kadar ihtiyacım var ki rastladığım bu çiftlik ruhumu dinlendirdi gidemesem de. Gidilecek yerler listeme eklendi hemen...Burası bir ekolojik yaşam çiftliği. Organik ürün yetiştirmeyle ilgili deneyimler edinebilir, dilerseniz senelik ücret ödeyerek çiftlikte pay sahibi olup yetiştirilen organik ürünlerden yaralanabilirsiniz.Yaz aylarında ise denize girmek için mükemmel bir cennet parçası. Tatil için fazla param yok derseniz bu çiftlikte ücretsiz olarak 2 haftalığına kalıp (sabah,öğlen,akşam yemeği ve kalacak yer ücretsiz olarak) çiftliğin gündelik işlerine yardım ederek tatil masrafınızı karşılayabilirsiniz. Bu çiftlik aynı zamanda Buğday derneğinin TA-Tu-Ta projesi kapsamında yer alıyor. "Pastoral Vadi" Yanıklar Köyü-Dalaman/ Fethiye mevkiinde. Kurucusu ise 1980 yılında İstanbul' dan kaçıp Marmaris' e yerleşen bir mimar...Tüm sene boyunca rahatlıkla kalınabilecek güzellikte bir yer. Daha fazla bilgi için tıklayın. www.pastoralvadi.com

Unutmadan; Vadide sanatsal çalışmalar, atölyeler ve yoga dersleri de var.

20.11.2008

Bir Paragraf Çok Şey Anlatır Bazen...



Gerçekten mutlu olacaksın, sancılı vakitleri geride bıraktığın zaman. İş; bu arada kendine zarar vermeden, bulabilmekte istediğini, aramaya devam edebilmekte. Kaosun içerisinde yok olmadan, varolmayı sürdürebildiğin sürece, toplumsal kaygılarını yüreğinin arzularından geride tutabildikçe, kazanmaya devam edeceksin. Hadi eğme başını. Bir fincan kahve, bir sigara aradığını bulma aşamasında pansuman gereçlerin olabilir. Melankoliden kurtul, çok fazla şeye ihtiyacın yok. Analitik düşünme şeklinden ödün verme. Neticede ya aradığını bulamadın ya da bulduğun aradığın değilmiş.

Bu satırlar İlker Ortaç adlı yazarın "Kaybetme Hırsı" adlı kitabından alınmıştır. Kitabı ve yazarı merak edenler buraya tıklayabilir.

19.11.2008

Küçük Keyifler, Büyük Mutluluklar...


Bugünlerde o kadar yoğunum ki zaman yetmiyor. Gün 48 saat olsa belki yetecek...Sabahları 7 de uyanıyorum herşeye yetişebilmek için. Çünkü sadece sorumluluklarımı yerine getirip sonlandırmak istemiyorum günü. Kendim için de birşeyler yapmak, ruhumu beslemek, bedenimi doğru yönetmek istiyorum. Gün içinde pilates yapıyorum, blogumla ilgileniyorum, ilgi alanlarıma yönelik internette araştırma yapıyorum, kitap ve dergi okuyorum ve İngilizce çalışıyorum. Bütün bunların haricinde sorumluluklara yetişebilmek pek de kolay olmuyor. Sabah eskisinden daha erken kalkarak hallettim bu zaman sorununu...

Bugünlerde en keyif aldığım şey tüm koşuşturmalarımı bitirip akşam üzeri çay veya kahvem eşliğinde abone olduğum aylık dergileri okumak...

2 gündür pilates yapamıyorum çünkü merdivenlerden düştüm :( Çok ciddi yaralanabilirdim. Sadece bacağım sakatlandı. Kırık çıkık yok ama ciddi doku zedelenmesi var. Bu nedenle biraz keyifsizim. Sağlığıma çok düşkün olduğum için tabi :) Fazla ayakta duramıyorum, bacağımı dizimden kıvırıp oturamıyorum.Üstelik sakatlanan bu bacağım daha önce de sakatlanmıştı. Ben korumaya çalıştıkça inadına ya o bacağımı bir yere çarpıyorum ya da zedeliyorum. Bana meydan okuyup inatlaşıyor sanki :)

Bugünlerde böyleyim işte. Şimdi gidip ağrıyan bacağım için ilaç almalıyım :) Sevgiler herkese...

Hakkımda

Fotoğrafım
Maviye Yolculuk
İçimdeki mavi gökyüzüne armağan ediyorum bu yolculuğu... Bir gün mavi ile yeşilin buluştuğu Ege ya da Akdeniz'in sahil kasabalarından birinde yaşama hayalimin gerçek olmasını diliyorum.Bu sitenin içeriğinde hayata,hayallere, mutluluğa ve maviye dair yazılar bulabilirsiniz...
Profilimin tamamını görüntüle

  © Blogger template Brooklyn by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP